“Suriye İle Savaş Mümkün Değil”

Ortadoğu’da Tunus’la başlayan ayaklanmalar Mısır, Libya derken Suriye’yi de vurdu. Suriye’de mevcut devlet başkanı Esad’a direnenler özellikle Özgür Suriye Ordusu çatısı altında birleştiler. Esad kuvvetleri muhaliflerin Suriye’yi bölmek isteyen emperyalist güçlerin desteklediğini, para ve silah yardımı yapıldıklarını belirterek bu savaşı kazanacaklarını ifade ettiler. ÖSO yöneticileriyse Esad’ın bir katil olduğunu ve özgürlük istediklerini belirttiler. Gelen tepkiler üzerine Suriye’de seçim ilan edildi. Esad %75 civarında oy alarak güven tazeledi.

Bu süreçte ÖSO militanları Suriye’nin belli bölgelerini işgal ederek Suriye ordusuyla şiddetli çatışmalara girdi. Çatışmalardan kaçan Suriyeliler mülteci olarak Türkiye’ye sığındılar. Bugün sayıları 90 binleri aşan mültecilerin bulunduğu ülkemiz özellikle Suriye ve İran tarafından çetelere destek vermekle suçlandı. Ülkemiz yöneticileri de yaptıkları açıklamalarla Esad’ı katil ilan ederek, Esad’ın artık gitmesi gerektiğini ve Suriyeli isyancılara özgürlük ve demokrasi adına destek verdiklerini belirttiler. Suriyeli çetelerin bir süre sonra kaldıkları çadırlarda güvenlikten sorumlu asker ve polislerle çatıştıklarını ve güvenlik görevlilerimizi yaraladıkları ortaya çıktı. Bir tv de canlı yayında isyancıların gündüz Suriye’de Esad güçleriyle çatıştıkları, akşam gelip çadırlarda kaldıkları ifade edildi.

Esad’a yapılan müdahaleler sınırdaki ticaretimizi durma noktasına getirdi. Bununla ilgili bölge illerimizdeki esnaf ve yetkililer sorunlarını da basına yansıdığı şekilde belirttiler.

Bütün bunlar yaşanırken keşif uçağımız Suriye tarafından düşürüldü. Uluslar arası camia bu konuda Türkiye’yi yalnız bıraktı. NATO 5. Madde olan ‘NATO ülkelerinden birine yapılan saldırı bütün NATO ülkelerine yapılmış sayılmaktadır’ kuralını tartışmaya bile açmadı.

Suriye ÖSO militanlarıyla savaşırken sınıra yakın yerleşim yerlerimize düşen top ve mermilerden dolayı bazı okullarda eğitime ara verildi. En son Akçakale’ye düşen mermiler 5 vatandaşımızın hayatını kaybetmesine neden oldu. Bunun üzerine Başbakanlık’tan yapılan açıklamaya göre Türkiye uluslar arası hukuktan doğan misliyle karşılık verme hakkını kullanarak Suriye toprakları içerisindeki askeri hedefleri vurduğunu açıkladı. Suriye konuyla ilgili araştırma yapacağını belirterek Türk basınına yansıdığı gibi özür dilemediklerini ifade etti. Jetimizin düşürülmesinde olduğu gibi NATO ve BM 32 ülke arasındaki diyalog yolunun devam ettirilmesi konusunda açıklama yaptılar. Biz de bu konuyla ilgili uluslar arası siyasetin uzmanlarından  görüşlerini aldık.

Yeniçağ Gazetesi Yazarı Arslan Bulut

“Türkiye Başbakan seviyesinde 22 İslam ülkesinin yıkılması anlamına gelen BOP Eşbaşkanlığını üstlendi. Şimdi sıra Suriye’ye geldi. Suriye düşerse Avrasya’nın kapıları Batıya sonuna kadar açılacak. Rusya-Çin-İran buna karşı çıkıyor. Türkiye burada maalesef Batı Bloku’nun ileri karakolu durumuna getirildi. Ben Suriye’nin kendi iç meselesiyle uğraşırken kendi başını belaya sokacağına inanmıyorum. Bu olay bence bir kaza. Türkiye uluslar arası hukuktan doğan hakkını savunarak misilleme yapmıştır. Ama Türkiye’nin Suriye’ye savaş açabileceğini düşünmüyorum.

NATO desteğini beyan etti ama bu kavgada olduğu gibi vur vur der gibi. Türkiye vursun da bizim menfaatlerimiz sağlansın beklentisindeler.  Türkiye boğazına kadar batının pis işlerine batmış durumda. Biz vatandaş olarak tarihimizden bu lekeyi nasıl temizleriz diye düşünüyoruz.”

Saadet Partisi İstanbul İl Başkan Yardımcısı – Siyasi İşler Başkanı Mustafa Kaya

“Suriye meselesinde yanlış yaptık. Esad bugünün zalimi değil. BAAS rejimi 1970’den beri yönetimde. Yani Sayın Başbakan Esad ailesiyle tatile çıkarken de Esad katildi.

Jetimizin düşürülmesinden Başbakanımızın angajman değişikliğine gideceğiz şeklinde açıklaması var. Angajman değişiklinden kastı şudur; Sizin topraklarınıza herhangi bir saldırı varsa Akçakale’de olduğu gibi sebebini araştırmadan, kaynağını araştırmadan bunun cevabını veririz. Türkiye’nin cevabı da budur. Kaldı ki Suriye Enformasyon Bakanı da özür diledi. Hatta 5 vatandaşımızı şehit diye nitelendirdi. 5 vatandaşımızın hukukunu korumak 74 milyon vatandaşımızın ve 784bin km vatan toprağını korumaktır.

Tezkere konusuna gelince gerçekten tezkereye ihtiyaç var mıydı? Eğer bu muhatabımıza gözdağı vermek içinse anlamlıdır. Ama bunun dışında farklı düşüncelerle NATO, ABD ve AB’nin istekleri doğrultusunda ilerleyen bir süreçte askeri bir müdahale amaçlı çıkartıldıysa burada bir problem var demektir. ABD  G.Kurmay Başkanı Pkk ile mücadelede size 24 saat istihbarat veririz ama siz de Afganistan’da Taliban’a karşı savaşacaksınız dedi. Eğer bir savaş çıkacaksa muhatabımız sadece Suriye olmayacaktır. İki ülkenin her türlü teknik alt yapısı incelendiğinde Suriye’ye karşı üstünlüğümüz ortaya çıkacaktır. Ama savaş durumunda Rusya-Çin-İran ile de karşı karşıya geleceğiz. Bu bir korkaklık değildir. Burada önemli bir çizgi var. Bu çizgiyi iyi anlamamız gerekiyor. Suriye’ye verilen cevap yerinde bir cevap. Ama bir savaş ihtimali de çok yanlış bir karar olur. Bu problemin çözümüne Türkiye ve İran katkı sunabilirdi. Biz NATO ve BM ‘i sürece katarak sorumluluğu atlatmaya çalıştık.

Bundan sonra3. Dünya Savaşı var da diyemeyiz, yok da diyemeyiz. Mezhep çatışmalarına karşı dikkatli olunması gerekiyor. Bir savaş çıkarsa şu kadar Arap, Türk, Sünni, Kürt öldü denmez. Ben Esad’ın meşrutiyetini yitirdiğini düşünüyorum. Önemli olan yerine kimin geleceğidir.”

Aydınlık Gazetesi Dış Haberler Şefi Hasan Bögün

“Akçakale’de önemli olan eve düşen bir havan topu mermisi midir değil midir? Eğer havan topuysa menzili 5 kmdir. Oysa sınıra en yakın Suriye askeri birliği 17 km uzaklıktadır. Bilindiği üzere muhaliflerde de havan topu var. Eğer ateşlenen bir havan topuysa bu muhaliflerden de ateşlenmiş olabilir. Diyelim ki havan topu değil. 130 milimlik topların hedef aldığı söyleniyor. 130 milimlik toplar Rus yapımıdır ve menzili 27 kmdir. Burada da bir provakasyondan bahsedilebilir. Gümrük kapısı terör örgütlerinin elinde. Bu gruplar sınırdan rahatlıkla girip çıkabiliyorlar. Akçakale olayında Suriye sorumlu tutulamaz.

Ben Suriye’yle bir savaş ihtimalini güçlü görmüyorum. Suriye yaklaşık 1,5 senedir çok şiddetli devam eden dış destekli iç savaşta zaferini ilan etmek üzere. Suriye güçlü olduğunu gösterdi. Suriye yönetimi akıllı, serinkanlı bir diplomasi yürüttü.

Suriye’nin özür dilediği şeklindeki açıklamalar gerçeği yansıtmıyor. Özür dilediğiniz zaman bir suç işlemiş ve itiraf ediyorsunuz anlamına gelir ki bu da Suriye’yi uluslar arası siyasette baskı altına alır. Bu konuda sorumlu AKP’dir. Jet olayına baktığımızda şunu söylüyoruz. Jetimizin orada ne işi vardı? NATO bunları biliyor. NATO emperyalist ve saldırgan bir örgüt olsa da uluslar arası hukukta kendini savunacak durumda olmalıdır. Türkiye’ye destek verip savaş açsa peki ya çeteler ne anlama geliyor sorusuna cevap veremez. ABD’nin düşüşe geçtiği bu dönemde Avrasya Güçleri bu konu üzerinden dünya politikasına daha fazla ağırlığı koymaya başladılar. Peki ya emperyalistler biz kaybettik deyip çekilecekler mi? Hayır! Suriye ve bölgede daha büyük etnik ve mezhepsel çatışmaları körükleyecekler.”

Prof. Dr. Mehmet Bekaroğlu

“Eğer bu bombayı Suriye Ordusu atmışsa yanlışlıkla Akçakale’ye düşmüştür. Yoksa Suriye’nin Türkiye’ye saldırması mantıksız olur. Beşar Esad çıldırmıştır; işin sonuna gelindiğine inanıyor, bölgenin yanması için fitili ateşliyor. Daha büyük bir ihtimal bu bombayı Türkiye’nin Suriye’ye girmesine isteyenlerin atmış olmasıdır. Bu savaş asla Suriye ile sınırlı kalmaz; İran, Lübnan, Suudi Arabistan ve Rusya’nın içinde olacağı, NATO’nun devreye gireceği bir savaş olur. Bölge yanar, kaybedenler, bölge halkları olur, Türkler, Araplar, Farslar kaybeder, en karlı çıkan İsrail olur.

Türkiye’nin Suriye politikalarını sorunlu buluyorum. Konu Suriye halkının özgürlük ve adalet arayışını çoktan aşmıştır; Suriye’deki Arap Baharı sabote edilmiş, kana bulanmıştır. Türkiye’nin Suriye’nin Suriye’den ibaret olmadığını görmesi gerekirdi. Ayrıca olayın, bir diktatörün zulmü yerine mezhep üzerinden açıklanmaya çalışılması da çok büyük bir yanlış. Bölgeyi, Müslümanları mezhep üzerinden bölmek, birbirine düşürmek isteyen ABD’dir, İsrail’dir. Türkiye, birleştirici olmalı; İran’la savaşarak bölgede barış kurulamaz, hiçbir şey yapılamaz.

Eğer yapılan misillemenin ötesine geçilir, muhaliflerin istediği gibi Suriye’ye girilir, tampon bölge oluşturulmaya çalışılırsa savaş çıkar, felaket olur. Elbette bu savaşın etnik ve mezhebi rengi olur ve bunun etkisi yıllarca devam eder. Bunun Türkiye’nin içine yansımasını da kimse engelleyemez.

“Uluslar arası camia” kimdir? Bence ABD’dir; batıdır. Çok açık ki Batı, Suriye’de Irak’ta olduğu gibi işe tam olarak bulaşmak istemiyor. Burada işi Türkiye’nin askeri, Katar ve Suudi Arabistan’ın parası ile halletmek istiyorlar. Türkiye’nin dikkatli olması, asla taşeronluğu almaması gerekiyor.”