“Sinoplu’ya Hizmet İçin Çalışıyoruz”

Sinop Dergimizin bu sayısında SİYAD Genel Başkanı Sebahattin Sungur’a konuk olduk. Sürekli halkın için, halkla beraber olan Sebahattin Sungur bizi kapıda karşıladı. Gramofonla dekore edilmiş, çiçeklerle süslenmiş odasında sıcacık çaylarımızı içerken Sebahattin Sungur ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Ercan Küçük (E.K) :   Özellikle Sinop çevresinde çok tanınıyorsunuz. Ama biz özellikle de genç nesil için soralım. Sabahattin SUNGUR kimdir?

Sebahattin Sungur (SS) : 1957 Boyabat kazasında dünyaya geldim. Ortaokul öğretimimi Boyabat’ta yaptıktan sonra liseyi Artvin Öğretmen Okulu’nda tamamladım. Milli Eğitim Bakanlığı’nda kısa bir dönem öğretmenlik yaptıktan sonra üniversite öğrenimimi Aksaray İktisadi ve Ticari Bilimler Akademisi’nde tamamladım. 6 yıl Maliye Bakanlığı’nda çalıştım. Şimdi de Ataşehir İçerenköy’deki büromda mali müşavirlik yapıyorum. Bu arada Sinop derneklerinde de görevler aldım. Şu anki adıyla Ataşehir SİYAD şubesinde 3 dönem başkanlık yaptım. Sonrasında da üyelerimizin teveccühleriyle SİYAD (Sinop İli ve İlçeleri Dayanışma Derneği) Genel Başkanlığı görevine seçildim. 3 tane oğlum var.

Halkla beraber olacaksınız

EK : Yaklaşık 5 senedir SİYAD Genel Başkanlığını başarılı bir şekilde yürütüyorsunuz. Baktığımızda sizi sürekli halkla iç içe görüyoruz. Bu başarıyı neye bağlıyorsunuz?

SS : Başarıyı üzerime almak gibi bir yapıya sahip değilim. Başarabildiğimiz konular var, başaramadığımız konular var. Sinoplular için çok güzel şeyler yapmak istiyoruz. Yapılabilenler istediklerimizin ne kadarı buna baktığımızda kendimizi çok başarılı görmüyoruz. İmkanlarımızı verimli kullanmaya çalışıyoruz. Halkın içinde olmamızla ilgili şunu söyleyebilirim. Dernekçilik halkın içinde yapılır. Halka beraber olacaksınız. Onların heyecanına ortak olacaksınız. Bu tabi ilk defa bizim başladığımız bir olay da değil. SİYAD 23 yıllık bir dernek. 5 yılında biz varız sadece. 18 yıllık bir hizmetin üstüne geldik. Bu hizmetleri devam ettirmeye gayret ediyoruz.

EK : Bütün yoğunluğunuza rağmen sosyal medyada da çok aktifsiniz. Özellikle Sinop ile ilgi haberlere yorumlar yazıyorsunuz, cevap veriyorsunuz.

SS : Biz bu sosyal medya sitelerinden çok daha önce de dernekçilik yaptık. Ama o zamanlar çok daha zordu. Şimdi bir tuşa bastığınızda saniyeler içinde binlerce üyeye mesaj atabiliyorsunuz. Eski başkanlarımız postaya veriyordu. Posta karşıya gidecek, karşı taraf cevap verecek, sana ulaşacak. Çok zor ve uzun işlerdi bunlar. Şimdi sosyal medya bize çok zaman kazandırıyor.

EK : Biraz da SİYAD’dan bahsedelim. SİYAD’ın yapısı hakkında bilgi verir misiniz?

SS: SİYAD bir kültür ve yardımlaşma derneğidir. Sinop ortalamaya vurduğumuzda Türkiye’nin en çok göç veren illerinden birisi. İstanbul’a gelen hemşehrilerimiz bir takım zorluklarla karşılaşıyorlar. Bu zorluklardan dolayı 1989’da kuruldu SİYAD’ımız. Birbirimize sahip çıkabilmek, memleketten gelene burada kucak açabilmek arzusuyla Fikirtepe’de kurulmuş bir derneğiz. Sonrasında bu derneğin İstanbul’un diğer ilçelerinde de şubeleri olsun istendi. İlk kurulan derneğimizi genel merkez olarak kabul edildi. Şuanda da İstanbul’un 13 ilçesinde şubelerimiz mevcut. Yaklaşık 650 civarında yöneticimiz var. Yani şuanda 650 kişi Sinop ve Sinoplu’ya hizmet için çalışıyor. Her şube 11 asil 11 yedekten oluşan kendi yönetimini seçiyor. Disiplin ve denetim kurullarıyla özer yapıdalar. Ama tabi genel merkeze bağlılar. Genel merkez şubelere destek sağlamaya çalışıyor. Genel merkez yönetimini de şubelerimizin belirlediği delegeler seçiyor. Yaklaşık 20bine yakın üyemiz var. Ama aktif kitle olarak baktığınızda 50-100bin kişiye hitap eden bir derneğiz. Bunu yaptığımız organizasyonlara gelenlerden de görüyoruz.

EK : Hazır organizasyonlardan bahsetmişken Sinop Panayırından bahsetsek. Panayırları geleneksel hale getirdiniz. Bu sene panayıra katılanları neler bekliyor?

SS : Önceki dönemlerde yaz aylarında piknik yapardık. Bizim çocukluğumuzda festivallere panayır denirdi. Durağan Panayırı gibi panayırlar olurdu. Biz de okulları kırar panayırlara giderdik (gülüyor) . Bizim içimizde panayır hep özlem olarak kalmış. Biz de göreve gelince bu piknikleri birkaç güne yayarak eski panayırlarımız gibi yapabilir miyiz diye düşündük. Bu sene 7-8-9 Eylül günlerinde Sinop Panayırımızın 4.sünü düzenleyeceğiz. Biz nasıl panayırlardan çocukluğumuzda zevk aldıysak şimdinin çocukları da zevk alacak şekilde organize etmeyi istiyoruz. Alışveriş statları kuruluyor. Oyunlar, yarışmalar, halk oyunları gösterileri olacak. Son günde ata sporumuz Kırkpınar vari güreş müsabakalarımız olacak. Amaç kaynaşmak, bir araya gelmek. İnanın panayırlarda tanışıp evlenenler var. Geçenlerde bir arkadaşımız geldi başkanım ben bu panayırları çok seviyorum dedi. Neden seviyorsun diye sordum. Ya ben hayat arkadaşımla orada tanışıp evlendim dedi. İnanın o kadar mutlu oldum ki anlatamam. O yönüyle bile hizmet etmiş bir organizasyon. 3 gün süreyle 25-30 bin kişinin geldiği, birbirleriyle görüştüğü, bayram havasında geçen bir panayır bu. Yöresel sanatçılarımızın aşağı yukarı hepsi katılacak. Belediyelerin desteklerine göre ulusal sanatçılarımız da olabilir.

EK : SİYAD olarak başta burs çalışmalarınız olmak üzere öğrencilere yönelik yaptığınız çalışmalar hakkında bilgi verir misiniz?

SS : Biraz önce panayırdan bahsettik. Panayır, helva gecesi, iftar programları gibi etkinlikler oluyor. Bütün hepsinde düşündüğümüz aslında bir taraftan da gençlerimize hizmet etmek ortamını ayarlamak amacımız. Bu birlikteliklerden gençlerimize bir şeyler çıkartabilmeliyiz. Belki çok başarılı olamıyoruz ama en azından bir kısım öğrencimize burs sağlayabiliyoruz. Mesela boğaz turunda bir iftar yaptık. Orada yaklaşık 40a yakın kişi ben de burs verebilirim diye SİYAD’a yardımda bulundu. Bu panayırda da böyle olacak. Sonrasında ayrıca sadece burs çalışmasına özel bir gece d düzenleyeceğiz. Bu işadamlarımıza da bağlı bir şey. Bir dernek kendi bütçesinden burs verecek bütçeyi hiçbir zaman oluşturamıyor. Çok sayıda müracaat var. Geçen sene 50 tane öğrenci tıp fakültesi, hukuk fakültesi gibi yerleri kazanmış ama 3-5 çocuklu, asgari ücretle geçinen ailelerdeki öğrencilerimiz başvurdu. Biz de tanıdıklarımıza öğrencilerimiz var burs verebilir misini diyoruz. Olur verirse 2 tarafın elini birleştiriyoruz. Tasarladığımız Saraydüzü ve Dikmen ilçelerimizde bilgisayar evleri yaptırmak. İstanbul’da rahmetli milletvekilimiz Kadir Bozkurt adına Ataşehir’de bir kütüphane açtık.

EK : Peki geçtiğimiz yıl kaç öğrenciye burs sağladınız?

SS : Açıkçası sayı belirtmek istemiyoruz. Çünkü sayı çok yetersiz. Bizim verdiğimizden çok müracaat sayısını söylememiz daha anlamlı olacaktır. En az 2000-3000 müracaat var. Verdiğimiz sayıyı açıklarsak işadamlarımız bize yardım etmiyormuş gibi bir anlam çıkar ki bu doğru olmaz. Geçen sene 40-50 civarında öğrenciye burs sağladık. Bu sayı bu yıl daha çok artacaktır. Bir yere gittiğinizde ilk sorulan şey de panayır değil burs oluyor.

EK : Eğitimden bahsetmişken Sinop Üniversitesi’nin şu andaki mevcut durumunu nasıl buluyorsunuz?

SS : İlimizde üniversite kurulsun diye mücadele edildi. Bu konuda daha çok Avrupa’daki Sinoplular’ın oluşturduğu ASİDER çok uğraştı. Fakülte binası yaptırdılar. Şuan da Allah’a şükür üniversitemiz var. Evet eksiklikleri var ama ben memnunum ve gelişecektir diye düşünüyorum.

EK : Sinop’ta bir sel felaketi yaşandı. Sinop’taki halkın mağduriyetini gidermek için SİYAD olarak neler yaptınız? Bu felaketin bir daha yaşanmaması için önleyici çalışmalarınız?

SS : SİYAD Genel Merkez yöneticisi arkadaşlarımızdan Ahmet Kalafat oradaki dernekçi arkadaşlarıyla orada bir hayvancılık tesisi kurmuştu. Sel felaketinde bu tesiste kullanılamaz hale gelmişti. Hemen o akşam afet bölgesindeydi. İlk onunla görüştüm. Durumun kötü olduğunu söyledi. Can kaybının olmaması bizi o dönemde sevindirdi. Hemen bölgenin vekillerini, belediye başkanlarını, eski vekilimiz Abdurrahman Dodurgalı’yı aradık. Bizim SİYAD olarak yapabileceğimiz bir şey var mı diye sorduk. Hepsi de bu afetin derneklerin üzerinde olduğunu, kişilerin günlük ihtiyaçlarını karşılama anlamında bir sıkıntı olmadığını, orada sadece devletin yapabileceği işlerin olduğunu söyledi. Şu an için buralara gelmenize gerek yok dediler. İlerleyen dönemde üstümüze düşen her türlü vazifeye hazır olduğumuzu ifade ettik. O bölgede bu tür afetlerin yaşanmaması için önlem olarak bişeyler yapabilir miyiz? Bunlar büyük devlet politikalarıdır. Mesela Samsun’da TOKİ’nin yaptığı konutlarda insanlar boğuldu. Dernek olarak buna önlemler almak söz konusu değil.

Termik santrali istemiyoruz

EK : Sinop’a nükleer santral yapılması yıllardır tartışılıyor. Sizce Sinop’a nükleer santral yapılmalı mı? Neden Sinop?

SS : Orada 3 çalışma var. Nükleer santral, termik santral ve HES’ler var. Nükleer santral tartışmaları derneklerimiz bünyesinde çok yapıldı. Konunun uzmanlarından görüşler alındı. İlk başta nükleer santralin Sinop’a yapılacak olmasına çok karşı çıktık. Ama sonrasında nükleer santrale karşı tepki azaldı. Enerji Bakanı SİAD (Sinoplu İş Adamları Derneği)’ın düzenlediği bir toplantıda durumu izah etti. Çok tatmin oldunuz mu dersen Çernobil’i yaşadıktan sonra tatmin olmadım. Japonya’da ki nükleer santral felaketinden sonra nükleere dünyanın karşı çıkması gerektiğini düşünüyoruz. Ama şu da var ki ülkenin çok fazla enerji üretmesi gerekiyor. Önceden 1 tane ampul yakardık, şimdi her şey elektriğe bağlı oldu. Bu konuda şunu düşünüyorum; Devletin bekası ve gücünü koruyabilmesi için bir şeyler yapılacaksa ve bu zararlı bile olacaksa değil Sinop’a, yatak odama bile yapılmasına razıyım. Ama başka yollardan bu karşılanabilir. Mesela Sinop ta müthiş bir rüzgar enerjisi var. Güneş enerjisi sistemleri yaygınlaşmaya başladı. Tabiatı kirletmeden bir şeyler yapabileceksek daha çok bunları tercih etmeliyiz. Termik santrale karşı tepki özellikle Gerze’de büyük bir tepki var. Günde 5-10 bin ton kömürün yanacağı söyleniyor. O kadar kömür bir yerde yığılı bile dursa kokusu yeter. 10 bin ton kömür yanacaksa bence o bölgeye belki bugün hissedilmeyebilir ama illaki bir etki bırakacaktır. Şu anda birçok derneğimiz buna karşı durumda. Her platformda Başbakanımıza, bakanlarımıza rica ediyoruz. İnşallah vazgeçilir. Termik santrali istemiyoruz. Bir de HES’ler var. HES’lerde mevcut suyu kontrol altına alma durumu var. En çok Karadeniz bölgesinde çok büyük tepkiler var. HES’lerin yapıldığı bölgelerde sıkıntılar yaşandı. Enerji olmalı, üretilmeli ama tabiatımıza da çok dikkat edilmeli. Çünkü bu tabiat gelecek kuşaklara emanetimizdir.

EK : Son yerel seçim öncesinde aday olan Sinop’lu hemşehrilerinizi tanıttınız. Bunun hakkında bilgi verir misiniz?

SS : Sinoplu adaylarımızın 3-4 bin kişilik Bostancı Gösteri Merkezi’nde 6-7 bin kişiyle tanıtımını yaptık. Sinoplu hemşehrilerimiz aday olduklarında biz onlara seçilmeleri için yardımcı olmak zorundayız. Bunun sonucunda önceki dönemlere nazaran İstanbul’da güzel sonuçlar aldık. İsmail Kabakçı Ataşehir Belediye Başkan Yardımcılığı’na, Şenol Ercan da Başakşehir Belediye Başkan Yardımcılığı’na seçildi.

EK : Sinop milletvekillerinizden memnun musunuz? Başarılı buluyor musunuz ?

SS : Bir vekilimiz CHP’den Engin Altay Bey. Bu 3.dönemi zaten. Eskiden beri tanıdığımız kaliteli bir kişiliktir. İnsanların içine rahat girip çıkan, derneklerimizde bizlerle olmaya gayret gösteren bir kardeşimizdir. Memnun olduğumuz için 3 dönemdir seçiyoruz. 2. Vekilimiz Mehmet Ersoy AK Parti’den seçildi. Mehmet Ersoy daha öncede Sarıyer Kaymakamlığı, Yozgat Valiliği yaptı. Derneklerimizin takip ettiği, ismini söylerken gururlandığı, katıldığı davetleri onurlandıran birisi olarak tanıdık. Vekil olmasına da sevindik. Bugün baktığımızda bence başarılı bir vekil. Olaya siyasi görüş olarak baktığımız asla düşünülmesin. Mesela bir Yaşar Topçu vardır. Partisi hiç önemli değil, bakan olmuştur. Türkiye’deki 20 siyasetçiden birisi olmuştur. Ben Mehmet Ersoy Bey’in de gelecekte Türkiye siyasetinde önemli görev alacağını düşünüyorum.

EK : Peki ya Sebahattin Sungur ileri de siyasete atılmayı düşünüyor mu?

SS : Daha öncesinde ufak tefek siyasi faaliyetlerimiz oldu. Siyasetin içinde olmak illaki belediye başkanı veya milletvekili olmak demek değil. Herkesin illaki bir görüşü vardır. Mesela SİYAD Genel Başkanısınız. Çok çalışıyorsunuz. Bunun altında bir beklentiniz mi var diye soruyorlar. Hayır yok. Görevi alıyorsunuz ve başarmak için çalışıyorsunuz. Zaten ben şu görevi alayım başarırsam şu koltuğu alayım derseniz görevinizi de yapamıyorsunuz. Kısmettir her şey. Ama siyasetin ön saflarında olup bu millete daha fazla hizmet etmek ister miyiz? Tabi ki isteriz! Oturduğumuz makamı hizmet makamı görmelisiniz. Yoksa makam çok büyüktür ama sizi büyültmez, hatta küçültebilir de. Ama şuan için böyle bir düşüncem yok.

EK : Kısacası Sinoplu olmak nedir? Nasıl bir duygudur? SS : Başka yerli olmadığım için bilmiyorum (Gülüyor). Sinoplu olmaktan bütün imkansızlıklarına, geri kalmışlığına rağmen Sinoplu olmaktan gurur duyuyorum. İyi ki Sinopluyum diyorum. Başka yerli olsak da herhalde orası için de aynı şeyleri söylerdik. Biz Sinop’u diğer illerden ayrı görmüyoruz. Sinoplu’yuz, Sinop’a hizmet edeceğiz.
SD : SİYAD olarak diğer sivil toplum kuruluşlarıyla ortak çalışmalarınız var mı? SS : Ortak yapmayı istediğimiz çalışmalar var. Öncü olarak bazı yerlere sunduk. Ama netice aldığımız herhangi bir çalışma yok şuana kadar. Kızılay’la birlikte yaptığımız işler var. Pakistan’a ev gönderdik. Van’da deprem yaşandı. Maddi yardımlarda bulunduk. Kış olması sebebiyle SİYAD KABAN OLSUN kampanyası başlattık.

EK : Federasyon çalışmalarına gelelim. SİYAD 23 yıllık, şubeleri ve büyük gücü olan bir dernek. Federasyona dönüşmeyi düşünmediniz mi? Şu anda Sinoplular’ın 2 farklı federasyonu var (SİNDEF, TÜSİDEF). Burada bir çift başlılık, bölünmüşlük var diyebilir miyiz?

SS : Şimdi bölünmüşlük var dediğimiz zaman bu arkadaşlar kırılıyorlar. Biz kimseyi kırmak istemiyoruz. Biz SİYAD olarak kendi gücümüz ve kendi öz değerlerimizle 23 yıllık birikimimizle hedeflediğimiz doğrultuda hareket etmeye devam ediyoruz. Şunu tabi ki istemiyoruz. Bir dernektesiniz. Seçime girdiniz kaybettiniz. Kaybedince gidip başka bir dernek kurup onun başına geçmek istediniz. Bunlar toplumu bölen, yaralayan hadiselerdir. Birileri birilerinin karşısına çıkar. Bütün üyelerin aday olmak hakkı vardır. Ama 1 tane başkan seçilir. Diğer tarafın belli bir süre halkın rızasına tabi olması gerekir. Ama bir federasyon kurulmuşta bütün kurulan kuruluşlarda böyle seçim kaybederek katılmış gibi değildir.SİYAD’ın federasyon neden olmadığıyla ilgili şunları söyleyebilirim. SİYAD şubeli bir yapıya sahip. Federasyon daha çok çeşitli güçlerin bir araya gelerek başka bir gücü oluşturmasıdır. Biz zaman zaman bunları tartışıyoruz. Vakıf mı daha iyidir, dernek mi, federasyon mu? Aslında fark eden hiç bir şey yok. Bakıyorsunuz Kızılay, Deniz Feneri gibi kurumlar dernektir. Tüm Türkiye’ye, hatta dünyaya hizmet etmektedirler. Diğer taraftan bakarsanız federasyon 5-10 köy derneğini almıştır. Yanlış zeminde yanlış işler yapmaya çalışıyordur. Hiçbir federasyonumuzu eleştirmiyorum yanlış anlaşılmasın. 50 köy derneğinizi federasyon yaparak İstanbul siyaseti için uğraşıyorsanız yanlıştır, bir şey yapamazsınız. Ama 10 tane köy derneği bölgenize bir şeyler yapmak için bir araya geldiyseniz doğrudur. Federasyonda olunabilir. Ama mevcut yapıyı korumak gerekir. SİYAD 23 yıllık bir dernektir. Biz de 13 şube hukuken bağlıdır, kopamaz. Ama federasyona bağlı bir dernek ben ayrılıyorum dediğinde çabuk ayrışma olur. Federasyon olsak bu kadar büyüyebilir miydik bilmiyorum. Bu bizim hiç federasyon olmayacağımız anlamına gelmez. Ama her şeyin zamanı, zemini çok önemlidir.

EK : Odanıza baktığımızda ilk dikkatimizi gramofon çekti. Müziğe ilgilisiniz sanırım.

SS : Biz yapı olarak nostaljiyi seven insanlarız. Nostalji mi değil. Bunları yeni üretip eski diye veriyorlar.

EK : İstanbul’a yeni geldiğinde hemşehrileriniz sizinle nasıl irtibata geçebilir?

SS : Anadolu yakasında SİYAD, Avrupa yakasında SİNDEF veya başka bir bölgede başka bir derneğimiz var. Sinop’ta yaşayan hemşehrimiz biliyor. Biz de elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz.

EK : Sel gibi doğal afetlerde zararın daha fazla olmaması için herhangi bir eğitim çalışmalarınız oluyor mu?

SS : Sinop’un İstanbul’daki bir Sivil toplum kuruluşunun boyunu aşan şeyler bunlar. Sinop’ta ticaret odası var. Sosyal müdürlükler var. Devlet var yani. Biz fakirimize gıda, kömür olmaya çalışıyoruz.

EK : Son söz olarak okurlarımıza söylemek istediklerinizi alabilir miyiz?

SS : Öncelikle Yeşil Mavi Karadeniz Gazetesi ve Sinop Dergisi’ne teşekkür ederim. Nermin Hanım takdir ettiğimiz bir kardeşimiz. İyi mücadele ediyor. Hemşehrilerimize derneklerine, federasyonlarına sahip çıkmalarını istiyoruz. Öğrencilerimizden başarılı olmalarını, kurumlarımızda eksiklik gören kardeşlerimizden bu eksiklikleri bizzat bize ulaşarak anlatmalarını isteyeceğiz. Herkese bol kazanç, sağlık sıhhat bereket diliyoruz.