Özgür Basın İstemiyoruz!

urlYaklaşık 2 sene sonra herkese merhaba. Uzun süredir iş yoğunluğu, hayat memat meseleleri nedeniyle yazmıyordum. Ama artık bu yazımla gecikmişliğin verdiği pişmanlıkla herkesi özür dileyerek selamlıyorum.

Evet, başlık sizi şaşırttı. Bu ne böyle? Böyle bir sitede bu nasıl bir yazı dediniz belki de. Ama Türkiye’de basının durumu budur. Ben bunları sadece yaşadığım olaylarla örneklendirmeye çalışacağım.

Yıllardır duyarız: “Özgür basın istiyoruz!” “Özgür basın susturulamaz!” Sloganlarını. Ama aslında durum tam tersidir. Türkiye’de hiç kimse özgür basın istemez! Çünkü basın özgür olunca illaki birilerinin ayağına basar.

Hep medya patronlarını eleştiririz. Patronlar basın özgürlüğünün önündeki en büyük engellerden birisidir. Medya patronlarının genel olarak habercilikten başka ticari, siyasi kaygıları olduğu için yaptığınız her haberi yayınlatamazsınız. Özellikle Karadeniz’in baş belası HES’ler ve termik santrallerle ilgili yaptığınız haberler kesik yiyebilir. Nedeni de çok açıktır. Termik santralleri, HES’leri yapan firmaların çalıştığınız gazeteye sponsor olmasıdır. X belediyesi başkanının Y belediye başkanını indirip yerine geçme hevesini yazamayabilirsiniz. Çünkü X belediye başkanı da gazetenize sponsordur ya da patronunuzun arkadaşıdır.

Ben çalıştığım bölgesel gazetede 6 ayda 3 kere haberleri, röportajları sansürlenmiş bir gazeteciyim. E-posta adresim de Filipinler İP’li kişiler tarafından patlatılmış, hazırladığı haberler yayına girilmemiş de bir gazeteciyim. 156924_4806136202098_1736930108_n

İktidar partileri genelde basının sesini kısmışlardır. Açıklarını, varsa yolsuzluklarını kimsenin bulmasını, kimsenin konuşmasını istemezler ki devranları sürsün. Ama basın bilinmeyenleri ortaya çıkartırken, en çok işine yarayacak olan muhalefetin de basın özgürlüğünü savunması gerekirken, aksine tavırları dehşet verici olmaktadır.

Ana muhalefet partisi sözde her zaman özgür basını savunur. Ama Kadıköy’deki 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında ekibimle beraber çekim yaparken bizi gerçekçi olmayan bahanelerle indirenler de CHP üyeleriydi. Yürüyüşün sonunda da Kemal Kılıçdaroğlu yine ‘Özgür basın’ vurgusu yapıyordu.

Yaptığım haberlerden dolayı kendisine gazeteci diyen kişiler tarafından “o haberi yapma” diye tehdit de edildim. Düşünün ki meslektaşlarına sahip çıkması gereken kişiler, kişisel çıkarları dolayısıyla tehditlerde bulunuyorlar.

En yakın olay olarak yasal Yürüyüş Dergisi’ne baskın yapıldı. Yürüyüş Dergisi, Tavır Dergisi çalışanları ve Yurt Gazetesi muhabiri 20 yaşındaki Sami Menteş tutuklandı. Tepki gösterenler kaç kişi? Binlerce emekçisi olan gazetecilik mesleğindeki sessizliğin farkında mısınız? Tepki gösterenler hep aynı kişiler. Ana akım medya yine sessiz. Gazeteciler daha kendi emekçi arkadaşlarına, meslek onurlarına sahip çıkmıyorlar ki!

Gittiğim haberlerde sürekli karşılaştığım bir durum var. Haber için not alırken bile bakıp “Ne yazıyorsun?” “Onu yazma, bunu yaz, doğru yaz!” diyenlerle karşılaşıyoruz. İstemediklerini yazmayacağız yani!

Hani popüler kültürün söylemlerinden birisi vardır ya şimdi; Olaylar, olaylar! Söylemde nasıl herkes Atatürkçüdür, ya da Müslümandır. Herkes basının özgür olmasını ister. Ama müdahale etmeyi ihmal etmez. Unutulmamalıdır ki “Özgür basın varsa, özgür toplum da vardır”. Bırakın söylemleri. Dürüst olun. Özgürlüğünüze sahip çıkın.

Tüm yayın hakları Ercan KÜÇÜK’e aittir.

Yayınlanan adresler:

http://kemalistgenclik.org/2013/01/26/ozgur-basin-istemiyoruz/