Devlet hangi görevi verirse seve seve yaparım – Şirin Ünal Röportajı

İç siyasette tartışmalar yaşanırken biran da herkes O’nu konuşmaya başladı. Hava Kuvvetleri Tümgenerallik görevinden emekli olduktan sonra Ak Parti’den milletvekili olması çok tartışıldı. Şirin Paşa olarak da tanınan Şirin Ünal’a milletvekili olma süreci, Ak Parti’nin yeni vizyonu, Barzani’nin alkışlanması, Balyoz Davaları ve daha birçok konuda zor sorular sorduk, samimi cevaplar aldık.

Ercan Küçük (E.K.) :  Öncelikle milletvekili olma sürecinizden başlayalım. Sinoplu olmanıza rağmen İstanbul’dan milletvekili seçildiniz.  Bu nedenle bazı tepkiler de aldınız. Biraz bahseder misiniz?

Şirin Ünal (ŞÜ) : Ağustos 2010’daki YAŞ’ta emekli olduktan sonra 7 Mart 2011’de Sn. Başbakanımızla Ak Parti Genel Merkezi’ndeki görüşmemizde sizi nereden aday göstereyim diye sordu. İstanbul, Sinop ve İzmir’in ismi geçti. Ama sonunda İstanbul’dan aday olmam onay gördü. Ve İstanbul 2. Bölgeden yaklaşık 100bin oyla milletvekili seçildim. Resmin tamamını görmeyenler sanki ağırlıkları varmış gibi rol kesmeye çalıştılar. Ama kimsenin yetkisi yok. Sadece “Dünya Lideri” dediğimiz Sn. Başbakanımızın 2. Bölgeden aday gösterilmesi önemlidir.

E.K :  Bildiğimiz kadarıyla Sinoplular’a ya da başka kimseye bir kırgınlığınız yok. Çünkü birçok etkinlikte yer alıyorsunuz.

ŞÜ :  Burada ölçüyü iyi ayarlamak gerekiyor. Ben İstanbul 2. Bölge milletvekiliyim. Burada 12 ilçemizde yaşayan halkımızın temsilcisiyim. Bu halka hitap edip, onların isteklerini yerine getirmeye çalışıyorum. Bu arada da Sn. Başbakanımızın şahsıma verdiği özel talimat gereğince İstanbul’un bütün bölgelerindeki Sinoplu hemşerilerimizin de derman olmaya, etkinliklerine katılmaya çalışıyorum.

E.K :  Askerlik hayatınızı bitirdikten sonra siyasete atıldınız. Bu durum Türkiye’de çok görülen bir durum değil. Acaba Şirin Ünal siyasete alışabildi mi?

ŞÜ :  Bu çok az kişiye nasip olan bir durum aslında. Tansu Çiller başbakanken Genelkurmay Başkanlığı yapmış bir komutanımız DYP’den milletvekili seçilmişti. Burada milletin ihtiyacıyla siyasi partilerin ihtiyaçlarının örtüşmesi önemli. Şuanda mecliste üst düzey komutan emeklisi bir ben varım. Bir de Korgeneralimiz var ama hapiste biliyorsunuz. Askerken yaptığımız yemin gereği siyasetten uzak durdum. Sadece seçimlerde oy verdim, bunun dışında siyasi bir faaliyetim olmadı. Emekli olduktan sonra ben de her vatandaşımız gibi demokratik hakkımı kullanarak Ak Parti’den milletvekili adayı oldum ve halkımızın teveccühüyle seçildim.

Yargı Süreci Devam Ediyor

E.K :  Sizin de bir dönem beraber çalıştığınız silah arkadaşlarınız Balyoz Davası’ndan yargılanıyor. Bir çok üst düzey komutan bu davadan ötürü YAŞ’tan emekli edildi. Emekli tümgeneral olarak neler söylemek istersiniz?

ŞÜ :  Bu konuda 13 Haziran 2011 deki seçim çalışmasında söyleyeceklerimizi söyledik. Gerek Ergenekon gerekse Balyoz Davalarında savcıların elinde hangi bilgi ve belgeler olduğunu ben bilmiyorum. Yargı süreci de devam ediyor. Ben de bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak bağımsız Türk adaletinin en doğru kararı vereceğine inanıyorum. Mahkeme belli bir karar verir ama Sn. Başbakanımızın da söylediği gibi bunun temyiz süreci de var. Sonra belki bazı sanıklar Anayasa Mahkemesine gidebilirler. Dolayısıyla bu konuda konuşmak bizim haddimize değil. Süreç sonuçlanıncaya kadar konuşmuyoruz, konuşmayacağız da.

Gençlerin Önünü Açmak Gerekiyor

E.K :  Geçtiğimiz günlerde Ak Parti 4. Olağan genel kurultayını yaptı. Parti tüzüğüne göre milletvekilleri 3 dönem seçilebiliyorlar. Bu sebepten Sn. Başbakan, başbakan yardımcısı Bülent Arınç gibi partinin önemli isimleri yeniden aday olamayacaklar. Ak Parti’nin yeni vizyonu ve Tayyip Erdoğan’sız bir Ak Parti hakkında ne düşünüyorsunuz?

ŞÜ :  Bu düzenleme “Dünya Lideri” dediğimiz Sn. Başbakanımızın partiyi oluştururken kararlaştırdığı bir uygulama. Çok da iyi etmişler. Bence bu uygulama çok iyi. 3 dönemden sonra 1 dönem ara verecekler. 4 yıl dinlenip genel başkan uygun görürse yeniden milletvekili olabilecekler. Siyasetin gençleşmesi için çok iyi olur. Keşke diğer partilerde aynısını yapabilseler. Ara sıra kan değişimi yapmak, gençlerin önünü açmak gerekir.

E.K :  Partinin gençleşmesi ve yeni isimlerden bahsettiniz. Bu süreçte sizin de isminiz Milli Savunma Bakanlığı için geçiyor. Neler söylemek istersiniz?

ŞÜ :  Bu konuları çok fazla konuşmaya gerek yok. Ben şunu isterim bunu isterim diye bir talebim yok.  Başbakanımız tarafından böyle bir görev verildiğinde biz her türlü göreve hazırız. Ne emrederlerse onu yaparız. Çünkü biz askerlikten de itaat kültürüne alışığız. Şimdi de aynı şekilde devam ederiz.

E.K :  O zaman Milli Savunma Bakan Yardımcılığını kabul etmediğinizle ilgili çıkan iddialar da asılsız durumuna düşüyor.

ŞÜ :  Zaten milletvekillerinden bakan yardımcılığı diye bir şey söz konusu değil.

Barzani’yi Alkışlamadık!

E.K :  Asker kökenli olduğunuz için özellikle soruyorum. Ak Parti kongresinde Barzani alkışlandı. Bu durum kamuoyunda çok tartışıldı.

ŞÜ :Kesinliikle Barzani’nin alkışlanması diye bir durum söz konusu olamaz. Orada Sn. Başbakanımız bir vatandaşımızın elini öpüyordu. Ak Parti Gençlik Kollarından bazı arkadaşlarımız başbakanımızı alkışladı. Barzani üstüne alınmış olabilir. Bu kamera kayıtlarıyla da, partimizin açıklamalarıyla da sabittir. Ben de oradaydım bizzat gördüm. Bu iddiaçok komik. Zaten Ak Partimizin Barzani’yi alkışlamaya da ihtiyacı da yok.

E.K :  Suriye ile gerginlikten bahsedelim. Akçakale’de 5 vatandaşımızı kaybettik. Türkiye buna misilleme yaptı sonrasında da tezkere meclisten geçti. Tezkerede hangi ülkeye yönelik olduğu ve hangi zaman aralığında geçerli olduğu hakkında mecliste tartışmalar yaşandı. Bu konu hakkında neler söylemek istersiniz? Suriye ile savaş ihtimalimiz nedir?

ŞÜ :  Tezkerenin nasıl yazılacağı anayasamızda tanımlanmıştır. Anayasaya göre yazılıyor. Biz TBMM Genel kurulunda Suriye’ye yönelik tezkereyi görüştük. 320 oyla meclis hükümetimize yetki verdi. Burada kanunlarımıza ve anayasamıza aykırı bir durum yok. Genel kurulda toplanmamızın adı belli; Suriye. İnşallah bu yetkinin kullanılmasına gerek kalmaz. Suriye’de yaşayanlar bizim akrabalarımız, kardeşlerimiz. Tek sıkıntı Sn. Başbakanımızın deyimiyle Suriye’deki zalim iktidardır. Bu zalim iktidarın değişmesi gerekiyor. Bizim kardeş Suriye halkıyla bir sorunumuz yok. Bu tezkerenin amacı caydırma amaçlıdır.Nitekim oradaki zalim hükümet hava faaliyetlerini 10 km geriye çekti. Onurlu bir direniş mücadelesi veren Özgürlük Savaşçılarına Türkiye lojistik destek veriyor. Suriye’de petrol ve yer altı kaynakları yok. Olsa zaten batı Suriye’yi çoktan halletmişti. Biz insaniyet namına çalışıyoruz. İnşallah özgürlükçüler oradaki iktidarı Libya’da, Tunus’ta, Mısır’da olduğu gibi devirmeye muvaffak olurlar da bize iş düşmez diye umuyorum.

E.K :  Jetimiz Suriye tarafından düşürüldüğünde de aynı olaylarla karşılaştık. BM kınama kararı çıkarttı. NATO 5. Maddeyi görüşmedi bile. Türkiye yalnızlaştırılmak mı isteniyor? Yoksa iki yüzlülükle mi karşı karşıyayız?

ŞÜ :  Ben İtalya Napoli’deki NATO karargahında 3 sene görev yaptım. O zamanlar 16 üyesi olan NATO’nun bugün 28 üyesi var. NATO’nun belli bir konuda karar alması için oy birliğinin olması gerekiyor. 28 ülkeden bize yakınlar olduğu gibi Suriye’ye sempati duyanlar da olabilir. Bu nedenle NATO’nun 5. Madde kapsamında karar alması bana göre mümkün görünmüyor. Zaten ordumuzu Suriye’yle kıyasladığımızda böyle bir şeye ihtiyacımız da yok. BM’de Güvenlik Konseyinin daimi üyelerinin veto etme hakları var. Rusya ve Çin şuanda Suriye’nin yanında görünüyorlar. En son Akçakale’ye top mermisinin düşmesi üzerine Rusya ve Çin yayınladıkları sert bildiriyle zalim iktidarın kınanmasının önünü açtılar. Çok fazla hayalperest olup NATO ve BM’den Suriye’ye karşı beklenti içinde olmaya gerek yok. Bu onurlu direniş mücadelesi veren insanların aralarında emir komuta birliği sağlayıp Türkiye’nin destekleri doğrultusunda Libya, Tunus, Mısır’daki gibi sonuca götürmek gerekiyor. Suriye yönetimi silahsız keşif uçağımızı uluslar arası hava sahasında düşürdü. Orada demokratik devlet yapısı yok. Kabile anlayışıyla yönetiliyorlar. Nüfusun %15ini oluşturan bir kesim nüfusun %85lik kesimi olan Sünnilere kan kusturuyor. Onları ne genelkurmay başkanı yapıyor, ne de milletvekili. Bunun değişmesi lazım. Geçmişte de bizim uçuş icra eden pervane uçağımızı Hafız Esad döneminde düşürmüşlerdi. Bu olay Türk hava sahasında olsa bizim radarlarımız bilgilerini değerlendirir. En yakın hava savunma meydanından jetlerimizi kaldırırız. Gider gözleriyle bakar, yere rapor ederler. En yakın meydana inişe götürürler. İnmezse refakat ederler. Bilgiler Hava Kuvvetleri Komutanına gelir. Ondan Genel Kurmay Başkanına ve başbakana gelir. “Efendim in diyoruz inmiyor, hava alanımızdan çıkmıyor başkente doğru geliyor, ne yapalım?”. Vurun emri verme yetkisi sadece başbakana aittir. Ama Suriye’den bunu bekleyemeyiz. İnşallah bu tırmanma devam etmez. Karşı taraf biran önce iktidarı gerçek sahibi olan halka teslim eder.

PKK’yı Özgürlük Savaşçısı Olarak Görüyorlar

E.K :  Avrupa Birliği Bakanımız Egemen Bağış, Suriye’yı birkaç saat içinde bitiririz demişti. Buna karşılık muhalefet madem öyle PKK,yı neden hala bitiremiyorsunuz diye tepki gösterdi.

ŞÜ :  Elmayla armudu karıştırmamak lazım. Terörle mücadele dünyanın her yerinde zordur. ABD süper güç olmasına rağmen 2001den beri El Kaideyle mücadelesini sürdürüyor. Terörle mücadele özel şartlara göre icra edilir, akşamdan sabaha sonuç alınmaz. BM, NATO’dakilerle aynı fikire gelemiyoruz. Biz terörist diyoruz, başkaları özgürlük savaşçısı deyip silah ve para veriyor. Hal böyle olunca süreç uzuyor. Suriye ‘ye gelince onlar eski doğu bloğuna göre eğitilmiş, donatılmış bir orduya sahipler. Bizse NATO standartlarına göre eğitilmiş, güçlü bir orduyuz.

E.K :  Oldu da iş başa düştü. Şirin Ünal orduda görev alır mı?

ŞÜ :  Şuanda benim Sinop Ayancık’taki askerlik şubesinde emekli Hava Kuvvetleri Tümgeneral F16 Pilotu olarak kayıtlarım devam ediyor. 65 yaşıma kadar devlet bize yedek görev verebiliyor. Devlet hangi görevi verirse seve seve yaparım. Muharrem İnce Bey diyor ki savaşa genç çocukları göndereceksiniz. Hayır. Başbakan da gider, Şirin Ünal’da.

Oslo Görüşmeleri Olabilir

E.K :  Son dönemde Oslo görüşmeleri tartışılıyor. BDP kanadı muhatap Öcalan’dır diyor. Ama buna Sn. Başbakan ve hükümet yetkilileri çok sert tepki gösterdi. Ancak daha sonra gerekirse Öcalan’da muhatap alınır, Oslo görüşmeleri de yeniden yapılabilir denildi. Sizin bu konudaki görüşlerinizi alabilir miyiz?

ŞÜ :  10 yıldır Türkiye Cumhuriyeti’ni yöneten bir başbakanımız var. Son 1,5-2 yıldır dünya lideri de diyoruz kendisine. Bugün Tunus’ta, Ürdün’de seçime girse orada da iktidara gelir diye düşünüyoruz. Ortadoğu’da çok ciddi otoritesi var. Böyle bir liderin omuzlarında terörle mücadele gibi önemli bir sorun var. Bu yükün hafifletilmesi için devlet görevlilerinin her türlü seçeneği denemesi tetkik etmesi hayata geçirmesi gerekli. Şuanda milli güç unsurlarının tamamı kullanılarak terörle mücadelemiz devam ediyor. Bu kapsamda olaya baktığımızda bu mücadelenin başındaki Sn. Başbakanımızın verdiği her talimat ve her iş yapılabilir ve yasaldır. Oslo görüşmeleri olabilir. Teröristleri kucaklayan vekiller için yaptığı açıklamada siz Kandil’e çıkın biz görüşmeleri başkasıyla yaparız demişti.

E.K :  Başbakan hakkında muhalefet, “BOP Eş Başkanlarından birisi olduğunu birçok yerde itiraf etti. Mısır, Tunus, Libya ve Suriye’deki tavrı bu yüzden böyle. Irak’ta milyonlarca Müslüman katledildi. BOP Eşbaşkanı olduğu için Tayyip Erdoğan da bu katliamlardan sorumludur” şeklinde açıklamaları var. Bu açıklamalara cevabınız ne olur?

ŞÜ :  Ben bu komplo teorilerine inanmak istemiyorum. Irak’ta yönetim ortadan neden kaldırıldı? Çünkü Irak’ta otoriter bir lider vardı. Irak’ın elinde çok ciddi anlamda petrol yatakları ve doğalgaz var ve emperyalistler bunu ele geçirmek istiyorlardı. Saddam döneminde Irak petrollerinin %90ı Irak Halkına harcanıyordu. Şuanda %75i batı şirketlerine geçti. Suriye’de petrol ve yer altı kaynakları olmadığı için batı Suriye’ye sessiz kalıyor. Şuanda Suriye’de zalim bir iktidar var. Biz zalimden yana olamayız, ezilenden yanayız. Ben olaya öyle BOP gibi şeylerle bakmak istemiyorum.

Asker Milletiz Modelinin Devam Etmesi Doğru Değil

E.K :  Milli Savunma Bakanlığı ve TSK yeniden yapılandırılmalı şeklince açıklamalarınız var. Bunu biraz açabilir misiniz?

ŞÜ :  İleri demokrasiye doğru gidildikçe Türkiye batı ülkelerindeki, demokratik sistemlere kavuşmak zorunda . 1952 den beri NATO üyesiyiz. NATO toplantılarında her ülkenin savunma bakanı protokolde öndedir.  Bizim bakanımız genelkurmay başkanının arkasında yer alıyor. Sorduklarında biz asker milletiz. Böyle bir şey yok. ABD’de mesela başkanlık sistemi var. Kuvvet komutanları var. Aslında tam kuvvet komutanı da denmiyor. Hava kuvvetleri Komutanı mesela Secretary Of TheAirforce yani Hava Kuvvetleri Sekreteri olarak geçiyor. Kuvvet Sekreteri –Savunma Bakanı-Başkan şeklinde komuta zinciri var. İspanya’da Sosyalist Parti öncesi silahlı kuvvetlerin yapısı bizimkine çok benziyor. Her bir kuvvetin bakanlığı vardı. Orada da bizimki gibi etnik gruplar var. Orada da asker almış başını gidiyordu. Şimdi hepsi savunma bakanlığına bağlı. Genelkurmay Başkanı da var. O da savunma bakanlığına bağlı. Genelkurmay başkanı sadece hava kara deniz kuvvetleri aynı anda harekat yapacaksa devreye giriyor. Batıda başka değişik sistemler de var. Bunlar alınır, incelenir, toplumumuza en uygun olanı seçilir. Ama biz asker milletiz modelinin devam etmesi bana göre doğru değil. 1984’ten beri bunu düşünüyorum. Kuvvet komutanının doğrudan bakanlığa bağlı olması gereklidir. Bu sayede komutanlığın ihtiyaçları, modernizasyonu doğrudan gerçekleşir. Şuanda Genelkurmay kara ağırlıklıdır. Hava ve deniz kuvvet komutanlıklarının bir projesinin hayata geçmesi için teklif Genelkurmaya gönderiliyor. Genelkurmay 2. Başkanı bunu incelettiriyor. İnceleme sonucunda onay verilirse  Genelkurmaya gönderilir. Oradan sonra hayata geçirilir.

E.K :  Uluslar arası siyasette bir tarafta Avrupa Birliği ve NATO, diğer tarafta doğu bloku denen Sanghay İş Birliği Örgütü, BRICS ülkeleri var. Bu kutuplaşma dünyayı nereye götürür?

ŞÜ :  Şuanda ciddi bir kutuplaşma yok. ABD şuanda dünyayı yönetmeye devam ediyor. Ellerinden gelse Rusya ve Çin NATO’ya üye olacaklar gibi geliyor. Yakın gelecekte de bu değişecek gibi görünmüyor. Ben Şirin Ünal olarak bölgede bizim küresel güç olarak hızlı çalışmamızı devam ettirmemiz, 2023 hedeflerine ulaşmamız gerektiğini düşünüyorum. Peşinden de siz gençler için Sn. Başbakanımızın kongrede açıkladığı 2071 hedeflerini gerçekleştirmeliyiz.

E.K :  Son sözlerinizi alabilir miyiz?

ŞÜ :  Sn. Başbakanımız seçim çalışmalarına başlarken bir görev verdi. Bir Sinoplu olarak senden İstanbul’un 3 bölgesindeki Sinoplu’nun dertlerine derman olmanı istiyorum demişti. Bunu hiç kimse yanlış anlamasın. Sinop’ta 200bin hemşehrimiz varken, İstanbul’da 500bin hemşehrimiz yaşıyor. İstanbul’daki Sinoplu’nun dertlerine derman olmaya çalışıyoruz. Bunu yaparken bölgesel milliyetçilik yapmıyoruz. Sinop’tan seçilen vekillerimize destek sağlıyoruz. Biz onların işlerine karışmayız. İstanbul’daki Sinoplu İstanbul için değil Sinop için bir şeyler istiyor. Bunu Sn. Başbakanımıza espri olarak İstanbul’daki sorunları size aktarmışlar, herkes Sinop’la ilgili isteklerde bulunuyor diye ifade ettim. Başbakanımızda gülerek kongreden sonra İstanbul’daki Sinoplular’a 10 yıllık Ak Parti döneminde Sinop için yapılanları birinci ağızdan Haliç Kongre Merkezi’nde anlatmaya talibim dedi. Sinop’ta tabi ihmal edilmişlik var. Doğalgazın Sinop ve ilçelerine getirilmesi çalışmaları sürüyor. Devlet hastanesinin iyileştirilmesi için Sağlık Bakanımız talimat verdi. Sinop’ta özel hastane yok. Olsunki rekabet olsun ve kalite artsın, Sinoplu kazansın. Yurtdışında yaşayan hemşehrilerimizin gayretiyle üniversitemiz kuruldu. Bu üniversitemizin geliştirilmesi konusunda çalışmalar sürüyor. Üniversite bacasız fabrika gibidir. Mesela Eskişehir’i kalkındıran üniversiteleridir. Sinop’un iklim şartları ve arazi yapısı buna çok uygun. Tekrar ediyorum ben Sinop milletvekilleri ve Sinop’taki siyasetçilerin rakibi değilim. Onlara destek sağlayan bir kardeşleriyim. Yoksa Sinop’tan vekil olmak istesem Sn. Başbakanımız oradan aday gösterirdi.

Son olarak çalışmalarınızda başarılar diliyorum.

Şirin Ünal Kimdir?

11 Ağustos 1954 Sinop Ayancık doğumludur. İlkokulu Ayaz Köyü İlkokulunda, Ortaokulu Ayancık Ortaokulu’nda okuduktan sonra lise eğitimini 1972’de Bolu Lisesi’nden mezun olan Şirin Ünal Hava Harp Okulu’nun 3.lükle bitirerek 30 Ağustos 1975’de teğmen olarak mesleğe başlamıştır. Yıllar içinde başarılı performansı sayesinde Tümgeneralliğe kadar yükselen Ünal 2010 yılındaki YAŞ kararlarında emekli olmuştur. 12 Haziran 2011 genel seçimlerinde aday gösterildiği İstanbul 2. Bölgeden Ak Parti millet vekili seçilmiştir.

Röportaj : Ercan KÜÇÜK