“CHP, AKP’leşiyor” – Türker Soykan Röportajı

Türkiye Mart ayında yapılacak yerel seçimlere kilitlenirken siyasi partiler çalışmalarına tempo arttırarak devam ediyor. İşçi Partisi Beylikdüzü İlçe Başkanı Türker Soykan ile hem gündemi değerlendirdik, hem de Beylikdüzü’nde yerel seçimler eyönelik yaptıkları çalışmaları konuştuk. IMG_2505

Ercan Küçük (EK): Ülke gündemi uzun zamandır çok yoğun. Aynı anda 3-5 tane son dakika haberiyle karşı karşıya kalıyoruz. Siz İşçi Partisi (İP) Beylikdüzü İlçe Başkanı olarak gündemi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türker Soykan (TS) : Gündemi değerlendirmekten ziyade gündemi doğru değerlendirmek önemli. Gündemdeki yolsuzluk olayı özellikle cemaat ile AKP arasında kavga gibi gözükse de aslında Haziran ayında yükselen halk hareketinin sonucunda AKP’nin çatırdamasıdır ve Hazirandan itibaren başlamıştır zaten. Cemaat sadece fırsattan istifade etmiştir. Bu yolsuzlukları ortaya çıkaran sadece cemaat değildir. Yolsuzlukları ortaya çıkaran ses kayıtlarını yayınlama cesaretini gösteren Aydınlık’ın o dönemki Genel Yayın Yönetmeni Deniz Yıldırım halen bu yolsuzluk haberini yaptığı için Silivri’de tutsaktır. Aydınlık, Ulusal Kanal ve diğer yurtsever yayın organları bu yolsuzluklarını çok önceden beri söylemekteydi. Ama bunu cemaatin tekrar ön plana çıkartması belki de yayın olarak cemaatin elindeki yayın organları nedeniyle çok daha geniş kitlelere ulaşabildi. Tek farkı budur. Onun dışında cemaatle AKP kavgasından ziyade Türk milletiyle AKP arasındaki bir çekişmenin sonucudur.

CHP’nin yolsuzlukları eleştirip öte yandan Mustafa Sarıgül gibi, Beylikdüzü adayı Ekrem İmamoğlu, Esenyurt’ta Gürbüz Çapan gibi yolsuzluklarıyla ön plana çıkmış adayları göstermesi abesle iştigal olarak nitelendirdiğimiz noktadır. Yolsuzlukları halkın karşısında eleştirip arka planda yolsuzluk yapanları desteklemek. Bunu şu şekilde değerlendirebiliriz ve net olarak söyleyebiliriz ki CHP ne yazık ki AKP’leşiyor. Buna aynı zamanda şu açıdan da bakmak lazım. Bu adaylar belirlenmeden önce Kılıçdaroğlu’nun Riccarione’yle sabah kahvaltıları, Riccardione ve cemaatin ayağına gitmesi, cemaatle kahvaltılar yapması insanın aklına bu soruları getiriyor. Neden sorusunu bütün CHP’liler sormalı. Neden Sarıgül? Bu noktada Gül-Gülen-Kılıçdaroğlu restorasyon hükümetinin kurulması belediyelerin AKP zihniyetindeki adaylara teslimatıyla ancak mümkün olabilir. Biz buna bağlıyoruz.

Yeniden Yargılama Değil Yurtseverlere Özgürlük !

EK : Bu süreçte Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu bir çıkış yaptı. Başbakanla, Cumhurbaşkanıyla yaptığı görüşmelerde yeniden yargılanmalar ön plana çıkmaya başladı. Feyzioğlu bir kesim tarafından desteklendi, bir kısım tarafından eleştirildi. Siz ne düşünüyorsunuz?

TS : Metin Feyzioğlu taşın altına elini sokmuştur. Yapılan hukuksuzluklara, sahte delillere itimat edilerek yurtseverlerin zindanda tutulamayacağını söyleyerek elini taşın altına koymuştur. Ama yeniden yargılama değil. Bunu düzeltelim. Evet Feyzioğlu’nun talebi yeniden yargılamadır. Ama mesela Genel Başkanımız Doğu Perinçek’in bu konudaki açıklaması şudur: yeniden yargılamayı kesinlikle reddediyoruz. Yurtseverler derhal serbest bırakılmalıdır. Çünkü yargılandıkları konuların hepsi teker teker çürümüştür. İçi kof bir operasyondur ve çürütülmüştür. Dolayısıyla yeniden yargılama değil davanın düşmesi ve hepsinin serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Feyzioğlu yeniden yargılama diyerek elini taşın altına koydu. Takdir edilmesi gereken bir çalışmasıdır. Hiçbir hukukçunun yapmadığı, yapmak isteyip de yapamadığı bir çıkıştır bu. Feyzioğlu’nun takdir edilmesi gerekir. Ama eksiktir. Yeniden yargılanma değil yurtseverlerin serbest bırakılması gerekir.

EK : Hükümet ve cemaat arasındaki tartışmada AKP’den kurtulmak için cemaati destekleyin, cemaati bitirmek için hükümet desteklenmeli gibi şeyler konuşuluyor. Siz bunlara katılıyor musunuz?

TS : CHP yurtseverlerin düştüğü en büyük hatadır. Olaya salt AKP’yi yıkmak gözüyle bakmamak gerekiyor. Burada yıkılan bir düzendir. Menderes’ten Özal’a, Çiller’e geleneğin mirasçısı olduğunu ilan eden biri yıkılıyor. Ama sadece AKP yıkılmıyor. Bir zihniyet yıkılıyor. Bu zihniyetin yıkılması için cemaatin desteklenmesi gibi bir durum söz konusu olamaz. CHP geniş resme bakmalıdır. Yurtseverlerden bahsediyorum. Çünkü yönetim buna ortak olmuştur. CHP’li yurtseverlerden geniş resime bakmasını istiyoruz. Yıkılan sadece AKP değildir. Biz düzeni yıkıyorsak eğer cemaat ya da AKP’yle işbirliği yapan herkesi yıkmak zorundayız. AKP’yi yıkmak için İBB’de Sarıgül’ü destekleyelim. Sarıgül nedir, cemaatçidir. Olsun yine de destekleyelim. Böyle bir şey yok.

Levent Kırca’nın Seçilme Şansı?

EK : 2014 Mart ayında yerel seçimler var. Bütün partiler İBB için adaylarını açıkladı. İP’de Levent Kırca’yı aday gösterdi. Sizce Levent Kırca’nın seçilme şansı var mıdır?

TS : Levent Kırca’nın devrimci duruşuyla seçilme ihtimali mutlaka vardır. Biz seçime gitmiş olmak için aday çıkartmıyoruz. Biz halkımıza seçeneğini gösteriyoruz. Yurtsever devrimci bir aydın gösteriyoruz. Salt belediyecilikten bu olayı kurtarıp sanat, aydın kollarını öne çıkartıp o şekilde belediyeyi Sarıgül’den çok daha iyi yönetebileceğimiz konusunda iddialıyız. Sarıgül’le kıyaslamak bile haksızlık olur ama Levent Kırca, Sarıgül’den fersah fersah üstündür. Levent Kırca bu seçimlerde Sarıgül’ü de, Kadir Topbaş’ı da sandığa gömebilir. Az önce söylediğim gibi bir düzen yıkılırken bir tarafı desteklemek zorunda değiliz. AKP’yi de cemaati de yıkmak zorundayız. AKP’nin adayı Kadir Topbaş, cemaatin adayı Sarıgül, yurtseverlerin adayı Levent Kırca. İşte biz bu noktada bütün tabanı tekrardan birleşmeye çağırıyoruz. Gelin yurtseverlerin oylarını birleştirelim ve Levent Kırca’yı o koltuğa oturtalım.

CHP’yi Uyarıyoruz. Oyları Bölmeyin !

EK : Özellikle CHP kanadında oyları bölmeyin söylemleri arttı. İP, TKP ve solun diğer adaylarına oyları bölmeyin çağrısı yapıyorlar. Siz oyları bölme konusunda ne düşünüyorsunuz? Sizce Levent Kırca, CHP’nin oyunu böler de Kadir Topbaş’ın yolunu açabilir mi?

TS : Bu iddianın hiçbir şekilde gerçekçi bir temeli yok. O taktirde tek bir iktidar tek bir muhalefet partisi olsun. Diğer partileri kapatalım. Bilimsel olarak gerçeklik payı yok. Her adayın seçilme şansı var ve İP’de büyük bir parti olarak seçime girecektir. Oyları bölmek derken biz 1999’da CHP’ye ilk çağrımızı yaptık. 6 OK’u uygulayın diye 15 yıldan beri aynı çağrıyı devam ettiriyoruz. Ama bu 15 sene içinde CHP Atlantik cephesine bağlanmaktadır. Oyları bölen bir parti varsa o da Atatürk’ün adını sömüren CHP’dir. Atatürk’ün hiçbir devrimini, ilkesini sahiplenmemektedir CHP. Sadece Atatürk’ün kurduğu parti, cumhuriyetin kurucu partisi adı altında çıkartmış olduğu adayların desteklenmesini istiyor. Ayrıca güçbirliği vagonculuk değildir. Güçbirliğinde biz büyük bir partiyiz, sizler küçük partisiniz diye bir durum söz konusu olamaz. İP, CHP’den çok daha köklü bir partidir, Şefik Hüsnü’ye dayanır. Türkiye İşçi Çiftçi Sosyalist Fırkası’na dayanır. CHP’den daha eski bir partidir. Daha sağlam gelenekleri olan bir partidir. Dolayısıyla burada oyları bölen bir parti varsa o da CHP’dir. Adayımızı destekleyin deniyor. Tamam destekleyelim ama hangi şartlar altında? Biz en güçlü adayı destekleyelim demedik. Bu çok yanlış anlaşılıyor. Biz Atatürkçü devrimci adayı destekleyelim dedik. Örneğin Can Ataklı CHP’den İBB için aday adayıydı. CHP, Ataklı’yı seçseydi İP’in oyu CHP’deydi. Biz bütün örgütümüzle Can Ataklı için çalışacaktık. Ama Sarıgül’ü çıkartırsan kusura bakma biz yurtseverler olarak kendi seçeneğimizi yaratıp o adayı destekleriz. CHP’ye tekrar uyarı yapıyoruz. Oyları bölmeyin, Levent Kırca’yı destekleyelim diyoruz.

EK : İP olarak CHP’ye biraz fazla yüklenmiyor musunuz?

TS: CHP’ye bizim her zaman saygımız vardır. Kopmaz bağlarımız vardır. Çünkü Kurtuluş Savaşı’mızın önder kadromuzun kurduğu bir partidir CHP. Mustafa Kemal’in kurmuş olduğu bir partidir. Ama biz Atlantik cephesine bağlanan, cemaatin adaylarını gösteren, ABD Büyükelçilerinin ayağına giden bir partiyi eleştirmek zorundayız. Bu eleştiri yanlış anlaşılmasın. Biz CHP’yi eleştirmek zorundayız. Çünkü CHP bizim dostumuzdur. Binlerce göz CHP’nin üzerindedir. Çünkü Atatürk’ün mirasını savunan İP, CHP ile aynı ortak kenarda buluşmak için 15 yıldır çağrı yapmaktadır. Biz eğer CHP’ye birlikte bu devrimin önderliğini kuralım çağrısı yapmasaydık, kendi başına ilerlemek yolunu tercih etseydik o zaman haklılar. Ama biz CHP’ye güçbirliği çağrıları yapıp, gelin birlikte Aslanlı Yolda yürüyelim, cemaatin Atlantik cephesine bağlanmayalım dedik. 15 yıldır bu çağrıyı yapmaktayız. Aslanlı yolda 10 Kasım’da milyonlarca insan Anıtkabir’de buluştuğunda o kitleyi tek bir merkezde toplayalım diye çağrılar yaptık. Ama kusura bakmasınlar da Sarıgül’ün adaylığında böyle bir güçbirliği olamaz. İP, CHP Atatürk’ün adını kullanırken ona vagonculuk yapamaz. Ne zamanki gerçekten Atatürk devrimlerini benimser, devrimci Atatürkçü adayları ortaya çıkartır, o zaman tamamdır. Genel Başkanımız Doğu Perinçek’in sözü vardır. Partimi kapatıp gelmeye, çaycılık yapmaya hazırım der. Biz böyle bir zihniyetten geliyoruz. Devrimci mücadele içerisinde particilik yapmayız. Ama dostumuz dediğimiz parti bu hataları yaparken de sessiz kalamayız. Eleştirmemiz dostluğumuzdandır.

Gezi Direnişi

EK : 2013’te Gezi Direnişi’ni yaşadık. Nasıl başladı, nasıl gelişti?

TS : Gezi Direnişi bir patlama noktasıydı. Çin Devriminde Mao Zedung’un dediği gibi bazen küçük bir kıvılcım bir bozkırı tutuşturmaktadır. Ama o kıvılcım çok daha öncelerden gelmekteydi. Bir önceki sene 19 Mayıs’ta TGB’nin düzenlediği 250bin kişilik İstiklal Yürüyüşü, 8 Nisan, 13 Aralık, 5 Ağustos direnişleri. Halk sokağa çıkmayı artık öğrenmiş durumda. Halk kendine karşı yapılan bir haksızlık sonucunda ilk olarak sokağı düşündü. Sokaklara, alanlara inmeyi düşündü. Bunu öğreten bir devrimci zihniyet, devrimci önderlik vardı. Gezi direnişinin bu kadar etkili olmasının sebebi de doğru bir önderlik olmasıydı. Orada BDP’de, Marksizmin kitabına bağlı kalmış, sahte sol dediğimiz gruplar da vardı. Ama o ayaklanmanın tek bir simgesi vardı. Türk Bayrağı ve kalpaklı Atatürk fotoğrafı. Atatürk’ün devrimci ruhunu en iyi yansıtan fotoğrafıdır benceo fotoğraf. Devrimin simgesi Türk Bayrağı olmuştur. Burada doğru önderlik öne çıkıyor. Ben Beşiktaş ve İstiklal Caddesi’ndeki çatışmalarda kendimi Silivri’de gibi hissettim. Oradaki halk polise saldıralım, sokak çatışmalarına girelim olayında değildi. Alanlara güçlü bir şekilde inme, hükümeti yıkma parolasıyla indi. Nerede öğrendi bunu? 19 Mayıs’tan, 13 Aralıktan, 8 Nisandan, 5 Ağustostan. Bunun da devamı geldi. Herkesin sandığı gibi 3 tane ağaç kesiliyordu, halk indi aşağı diye bir şey yok. Halk zaten sokaklardaydı. Gezi sadece doruk noktasıydı. Bundan sonra çok daha büyük eylemler olacaktır.

EK : Gezi sizce başarılı oldu mu? Direniş ruhu devam ediyor mu?

TS : Halk şuan itibariyle tetikte bekliyor. Halk meclise de yürüyebilir. Halk artık sokaklarda özgürlüğünü kazanabileceğini öğrendi. Gezi direnişi, sadece Gezi açısından bakarsak amacına ulaştı. O park yıkılmadı. Gezi Direnişi şöyle amacına ulaştı: o insanlar boşuna ölmedi. Hükümet artık faşizan tavrını eskisi gibi gösteremiyor. Halktan çekiniyor. Tayyip Erdoğan ilçe belediye başkan adaylarını tanıtırken Türk bayrakları kaynıyor. Neden çünkü Gezi Direnişi’nden o kadar çok korktular ki Türk bayrağına sarılmak zorunda kaldılar. Bu noktada evet Gezi Direniş başarılı olmuştur.

EK : Biraz da yereldeki çalışmalarınıza dönelim. Beylikdüzü’nde seçim çalışmalarınız nasıl gidiyor? Bilgi alabilir miyiz?

TS : Beylikdüzü’nde adayımız Dr. Coşkun Ege. Emekli psikiyatrist. Şuan sağlık sektöründe elektronik cihazlar üretip ticaretle uğraşıyor. Çalışmalarımız çok iyi yönde ilerliyor. Biz güçbirliği çalışmalarını Beylikdüzü’nde de gerçekleştirmek istedik. Beylikdüzü’nde bir panel düzenledik. CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, Aydınlık Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İlker Yücel, Yeniçağ Gazetesi Yazarı Yavuz Selim Demirağ ve Prof. Dr. Zekeriya Beyaz’ın katılımıyla Güçbirliği paneli düzenledik. İstanbul’un ilçelerinde yapılmış olan en güçlü Güçbirliği paneliydi. Ama güçbirliği konusunda olumlu bir yanıt alamadık. Çünkü CHP’nin çıkarmış olduğu aday Ekrem İmamoğlu şaibeli bir aday olduğu için ve bizim İP olarak halkımıza karşı sorumluluklarımızdan dolayı bu noktada güçbirliği yapmama ve seçime kendi adayımızla girme kararı aldık. Tepkiler çok iyi. Halkın içerisine inmiş durumdayız. Pazarlarda, kapı kapı ev gezmelerinde çok güzel tepkiler alıyoruz. Halkın orada Çoban Yıldızı’nın güvenirliğine ihtiyacı olduğunu çok iyi görebiliyoruz. Seçimlerde iddialıyız. Aday çıkartmış olmak için aday çıkartmadık. Seçime çok iddialı şekilde giriyoruz.

EK : İP bugüne kadar katıldığı seçimlerde meclise giremedi. Yerel seçimlerde de başarılı olamadı. Yine başarısızlık durumunda ne olacak? Bir özeleştiri yapacak mısınız?

TS : Partimiz her seçimden sonra zaten özeleştirisini yapmaktadır. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Yine özeleştirisini yapacaktır. Ama parti daha da bilenerek bir sonraki seçime girecektir. Beylikdüzü için konuşmak gerekirse, Beylikdüzü’nde örgüt 6 aydır var. Bizim için öğretici bir seçim olacak. Buna zaten genel seçimlere hazırlık olarak bakıyoruz. Genel seçimlerdeki potansiyelimizi görme açısından bakıyoruz. Bu noktada özeleştirimizi yapacağız. Daha da bilenerek hazırlanacağız. Başarısız olma ihtimali tabii ki söz konusudur. Bugüne kadar başarısız olma sebebimize gelince şunu söyleyebilirim. Halk hazır değildi. Halk bu şekilde uyanmamıştı. Gezi Direnişi yoktu. Bunlar çok şeyi değiştirecek Türkiye’de. Türkiye artık bir çıkış yolu arıyor. Kendilerine yurtsever diyenler sessiz kalmışken, Genel Başkanımızın tek başına Lozan’da kazanmış olduğu zafer,. Gezi Direnişi önderliği, Silivri’deki önderliklerimiz halkın gözünde çok fazla şeyi değiştirdi. Dolayısıyla bu seçimlerden çok daha fazla umutluyuz.

EK : Son olarak eklemek istediklerinizi alalım.

TS : 2007 seçimlerinde Genel Başkanımızın söylediği bir söz vardı. Hz. Muhammed putları yıka yıka devrimini yapmıştır. Biz de kafalardaki baraj putlarını yıkmak zorundayız. Bu sefer Çoban Yıldızı’na güvenmek zorundayız. İP’nin bütün imkansızlıklara rağmen dünya çapında kazanmış olduğu zaferler, Türkiye’yi çok daha güzel şekilde yönetebileceğinin, Türkiye’nin devrimci Atatürkçü, milliyetçi, 1930ların güçlü Türkiyesi’ne çevirebileceğinin ispatıdır. Bu noktada Atatürk’ü İP yaşatmaktadır. Bu yüzden halkımızdan bu sefer Çoban Yıldızına oy vermelerini rica ediyorum.