Ahmet Kaya, Gezi, AKP…

Aslında en direkt cevabı twitter sayfasından Aylin Aslım vermiş…

“Hay Ahmet Kaya kadar taş düşsün başınıza, ne doymadınız nemalanmaya arkadaş” diyor Aslım. 

Doğru da diyor aslında. Yaşarken bin türlü hakareti peşi sıra saydırdığımız, yerinden yurdundan ettiğimiz, sadece psikolojik eziyeti reva gördüğümüz bir çok ismi, şimdi birden bire baş tacı ediyor, hiç birinin burnundan kıl aldırmıyoruz. 

Bunun adı nemalanmak değil de nedir

Bir kişiye bu dünyadan göçüp gittikten sonra verilen paye kuru, kupkuru ve aslında geçici bir vicdan rahatlamasından öteye geçmez. Sadece Ahmet Kaya değil elbette, Nazım Hikmet’de, Can Yücel’de aynı kervanda. Madem bu kadar seviyordunuz, bu kadar sahipleniyordunuz, onlar yaşarken neredeydiniz demek geliyor insanın içinden. Ama yok, konu nemalanmak, isimleri üzerinden rant devşirmek olunca her zamanki gibi üzerlerine yok bizim siyasetçilerin. 

Olayı bulandırmamak, dallandırıp budaklandırmamak gerek 

Gezi’ye katılanlarla Ahmet Kaya’ya saldıranların arasında her şeyden önce mantık farkı var. Gezi direnişinde her görüşten insan kol kola halay çekebiliyordu. Direnilene karşı herkes omuz omuzaydı. Fakat o gün Ahmet Kaya’ya saldıranlar Gezi’deki gibi at gözlüklerini çıkarıp atmayı başarmış insanlar değildi. Gezi farklı bir ruhtu. İçinde mizahı, sanatı, sanatçıyı, farklı renkleri barındıran farklı bir ruh. Oysa o gün Ahmet Kaya’ya yapılanlar sadece şiddetti, zulümdü.    

Başbakan grup toplantısında partililerine seslenirken ne dedi tekrar hatırlayalım: “O gün Ahmet Kaya’ya saldıranlar, Gezi’de bize saldıranlardı”. 

Peki bu sözler ne kadar doğru? O gün, yani 12 Şubat 1999’da ne olmuştu?

Ahmet Kaya ‘Yılın Müzik Yıldızı’ ödülünü almak için sahneye davet edildi. Ödülünü alırken “Bu ödülü İnsan Hakları Derneği, Cumartesi Anneleri, magazinde emeği geçen kişiler adına alıyorum. Bu misyonu bana tarih yükledi” demişti. Gelecek albüm çalışması hakkında da bilgi verdi ve “Önümüzdeki kasette Kürt kökenli olduğum için Kürtçe bir şarkı yapıyorum, Kürtçe bir de klip çekiyorum,ve bunu yayınlayacak yürekli insanların olduğunu da biliyorum. Yayınlamazlarsa Türkiye halkıyla nasıl hesaplaşacaklarını da biliyorum” dedi. Bunun üzerine davetlilerden kimisi alkışlarken kimisi yuhalamaya hatta hakaretler etmeye, “bu adamı buradan çıkartın” diye bağırmaya başladılar. Kim olduğu bilinmeyen bir kadın da oturduğu yerden “Yürekli bir televizyoncu yok mu konuşacak, bize laf söyledi beyler” diye bağırdı, çağırdı. 

Ahmet Kaya türküsünü okurken davetliler de eşlik etti aslında. Daha sonra sahneye çıkan Serdar Ortaç ‘padişah’ isimli şarkını sözlerini değiştirerek “Atatürk yolunda tüm Türkiye, bu vatan bizim ellerin değil” diye okudu. Ardından bir anda 10. Yıl Marşı’nı hep birlikte okuma çağrısı da yaptı. İşte burada dikkat etmemiz gereken isimler var. 

Marşa coşkulu şekilde katılan isimler:

Adnan Şenses, Mahsun Kırmızıgül, Mustafa ve Hilmi Topaloğlu kardeşler. Oturdukları masada ayağa kalkarak alkışlar tutarak eşlik ettiler marşa. Daha sonra sahneye çıkanlar da oluyor. Bu karede Ajda Pekkan’ı, Ferdi Tayfur’u, Fatih Ürek’i, Reha Muhtar’ı da görüyoruz. 

Gezi’de Kimler Yoktu?

Şimdi şuna bakmak lazım… Başbakanın dediği gibi o gün Ahmet Kaya’ya saldıran, onu terörist olmakla suçlayan isimler Gezi Direnişi’ne geldiler mi, AKP’ye direndiler mi…

Serdar Ortaç, Mahsun Kırmızıgül, Topaloğlu Kardeşler, Ajda Pekkan… Hiç birisi Gezi’de yoktu.

Aksine bu isimlerin bir çoğu daha sonra AKP’ye, Başbakana övgüler yağdırdılar. 

Bakalım:

Serdar Ortaç: 12 Şubat 1999’da olayları başlatmakla suçlanan Ortaç 15 Mayıs 2013 tarihinde haber ajanslarına düşen habere göre AKP’ye övgüler yağdırıyor. “Gençlik hatalarımın farkına bile bu hükümet sayesinde vardım” diyordu. Akil insanlar çalışmasını son derece doğru bir girişim olarak nitelendiren Ortaç, AKP’nin ülkenin gelmiş en iyi hükümeti olduğunu söylüyordu. Yeniden başlayan tartışmalarla ilgili de resmi hesabından attığı tweette büyük harflerle şunu yazdı Ortaç:

“Gezi eylemlerine katılmadım, Ahmet Kaya’ya çatal atmadım. Daha ne kadar sürecek bu yazılanlar.”

Adnan Şenses: Ünlü sanatçı, Başbakan’ın yüzünde nur gördüğünü söylemiş, Erdoğan’la tanıştıktan sonra içkiyi, kumarı bırakmıştı. Ceketini beline takıp Başbakanın karşısında göbek atmıştı, sonra anlaşıldı ki benzin istasyonu içinmiş bu göbekler. Daha sonra Başbakana karşı ne olduysa cephe almış, ”Ben hiç AKP’ye sempati duymadım, memlekette her şeyi sattılar, AKP’ye karşı MHP çatısı altında mücadele edeceğiz” demişti. En sonunda da devrimci olmuş ve Habertürk Gazetesi’ne verdiği anayasa referandumuyla ilgili demeçte ”Sekiz yıldır iktidardalar, şimdi mi akıllarına Anayasa değişikliği geliyor. Türkiye’nin bağımsız kalması Atatürk’ün devrimlerinin korunması gerektiğine inanan bir insanım. Bizim sanat camiası açıkçası bu konuyu pek bilmiyor. Vatandaş da bilmiyor ama ben Atatürk’ün çocuğuyum tabii ki ‘Hayır’ diyeceğim.” demişti. 

Mahsun Kırmızıgül: Çektiği filmlerle Kürt-Türk kardeşliğine vurgu yaptı diye AKPl’i yöneticilerden büyük övgü almıştı. Başbakanın bahsettiği Gezi Direnişiyle ilgili de attığı tweette şöyle diyordu Kırmızıgül: “Havalimanı, 3. Köprü, Kanal İstanbul, metro, metrobüs ve tüneller istemeyen gericilerin yanında yer almam mümkün değil” 

Osman Yağmurdereli: Magazin Gazetecisi Nurettin Soydan’ın Radikal gazetesine yaptığı açıklamalara göre o gece tepki gösterenlerin içinde merhum Yağmurdereli de vardı. Osman Yağmurdereli daha sonrasında AKP’den milletvekili seçilmişti.

Ajda Pekkan: O gecede sahnede 10. Yıl Marşı’nı yürekten okuyan isimlerden birisiydi. 6 kişinin yaşamını yitirdiği, binlerce insanın yaralandığı Gezi Direnişi’ne destek vermemişti. “Gezi Parkı korunsun ya da Topçu Kışlası yapılsın demenin demokratik bir hak olduğunu düşünüyorum” demişti. Hatta daha sonrasında bir de tweet atmış yine tepki çekmişti. Ne yazmıştı Pekkan?

“İstanbul Büyükşehir Belediyesi Taksim’e bugün 100 ağaç 5.000 gül dikti. Doğaya verdiği destek için Kadir Topbaş’a teşekkürler”

Sadece bu kadar da değil. Ajda Pekkan bir konserinde Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış’a iltifatlarda bulunurken, “Sayın Bakanım her zaman sanat ve sanatçının yanında oluyorsunuz. Muhteşem vizyonunuzla hep ülkemizin önünü açıyorsunuz. İyi ki varsınız, hep olun. Sizin için canımızı vermeye hazırız. Allah sizi başımızdan eksik etmesin” demişti.

Burada son sözü o gece orada bulunan Magazin Gazetecisi Nurettin Soydan’a vermek gerekiyor sanırım: 

“O gece Ahmet Kaya’ya tepki gösterenlere baktığımızda Gezi eylemlerine destek verdiklerini söyleyemeyiz. Kaya’ya tepkiler gösterenler sahneye çıkıp Onuncu Yıl Marşı, İstiklal Marşı ve ‘Memleketim’ şarkısını söylediler. Bu gruptan kimseyi Gezi eylemlerinde görmedik. O anın fotoğrafına baktığınızda bunu net şekilde görebilirsiniz. Hatta o grup içinde olan rahmetli Osman Yağmurdereli AK Parti ‘den milletvekili oldu. Mahsun Kırmızıgül Gezi karşıtı açıklamalar yaptı. Bence Ahmet Kaya yaşasaydı Gezi’de olurdu. O gece orada olup Kaya’ya tepki göstermeyenler de vardı. Edip Akbayram, Selda Bağcan gibi…” 

Son olarak Edip Akbayram ile Selda Bağcan’ın Gezi Direnişi’ne destek verdiğini de ekleyelim.

Ahmet Kaya Yaşasaydı?

Peki ya Ahmet Kaya bugün yaşasaydı, Tayyip Erdoğan ile birlikte Diyarbakır’da mı olurdu yoksa Gezi Direnişi’ne mi katılırdı?

İsmi lazım değil bir televizyon reklamında, “Türkü bilmeyen Türkiye’yi bilemez” cümlesi geçiyor.

Evet, bilemez. Kemal Kılıçdaroğlu, “Ahmet Kaya yaşasaydı Ethem Sarısülük için, Ali İsmail Korkmaz için türküler yazardı, ağıtlar yakardı” demiş. 

Ahmet Kaya devrim adamıydı, devrin adamı olmadı ki hiç. Bestelerini öyle sonsuz mutluluklar üstüne betimlemedi. Hep bir hüzün, hep bir burukluk, ama inadına umut vardı bestelerinde. Gezi’de yitip giden canların ardından da seslenirdi elbet, onlara yakışacak birer besteyle. Çünkü her ne kadar uzak kalmak zorunda kalsa da ülkesinden, iyi biliyordu buraları. Yaşasaydı elbette Gezi’de olurdu, elbette destek verirdi ve ben inanıyorum ki Cumhurbaşkanlığı tarafından verilen o onur ödülünü de kabul etmezdi.

Dememiz o ki bırakın, sızlatmayın yattıkları yerden kemiklerini. Ahmet’ler, Can’lar, Nazım’lar gittiler işte birer birer. Getiremezsiniz geri. Onlara yaşarken çok gördüğünüz bir çok şeyi şimdi vermeye çalışıp günah çıkarmayın lüften. İnanın onların ismini kullanarak alacağınız bir kaç oy, onların tırnağından bile değerli değil. Ne acıdır, herhalde bundan ne bileyim bir on-on beş yıl sonra da Ethem için, Ali için aynı şeyleri konuşacağız belki ve yine çıkıp Cumhurbaşkanlığımız ya da Başbakanlığımız her neyse, adlarına onur ödülleri verecek. Ama onlar bir kere gitmiş olacak işte, bir bir yitip gitmiş olacak…    

Murat HASGÜN – Ercan KÜÇÜK

Yayınlanan adresler.:

http://www.murathasgun.com.tr/blog/ahmet-kaya-gezi-akp/

http://www.muhalifgazete.com/haber/84843/ahmet-kaya-gezi-akp.html

http://blog.radikal.com.tr/Sayfa/ahmet-kaya-gezi-akp-40112